201512.12
0

YERLİ OTOMOBİL VE MİLLİ GELİR

1960’lı yıllarda Türkiye’de fert başına gelir 560 dolar, Güney Kore ile Singapur’da 500 dolar. Yıl 2015 ve Türkiye’de fert başına gelir, son 13 yılın gayreti ile 10.400 dolar, Güney Kore’de 35.000 dolar, Singapur’da 56.000 dolar.

Mesela; Güney Kore ne yapmıştı da böyle bir sıçrama yapmıştı? Önce bu gün imal ettiği otomobil markaları için FORD platformunu almıştı. Yani özgün bir tasarımla yola çıkmak için en az sekiz yıl harcamak gerekir. Halbuki teknolojiye üst seviyeden başlamak, yani yetkin firmalardan teknoloji transfer edip kendi inisiyatifiniz altında üretmek en iyi yoldur. G.Kore böyle yapmıştı.

Türkiye de yerli otomobil üretmek için önemli aşamaları aynı yolla geçerek müstakbel otomobilin prototipini görücüye çıkardı. Ekonomide önemli bir kaide olan “Geç Gelenlerin Avantajı”nı kullanarak 1947’de İsveç’te kurulan ve otomobil üretebilen “SAAB” otomobile fikri mülkiyet hakları için 40 milyon avro ödedi. Zor durumda olan Saab markasının sahibi NEVS’i rahatlattı. NEVS’in TÜBİTAK ile yaptığı anlaşma ile de “Türkiye’nin ilk yerli otomobilinin geliştirilmesi üç yıl sürecek. Tüm test araçları ve prototipler ile üretim öncesi nihai araçlar NEVS tarafından üretilecek. Yani Türkiye’de fabrika kurulup üretime hazır oluncaya kadar araçlar NEVS platformunda üretilecek. NEVS Türkiye’de yerli otomobili üretecek endüstriyel ortağa da sahip olduğundan Know-How ile desteklemeye devam edecek. Ama Türkiye’de otomobili üreten aracı firma NEVS olmayacak.”

Yani Türkiye hibrit otomobil üretmek için bu platformun lisans haklarını almış oldu. Türkiye kendi araçlarını bu platformu kullanarak kendisi yapacak. Ayrıca yerli otoda 1.6 motor seçeneği de Türkiye şartlarına en uygunudur zannederim.

Birileri bu işten ciddi manada rahatsız olsalar da, konunun uzmanları “SAAB 9-3 platformunun alınması ve geliştirmenin bunun üzerine yapılması doğru bir adımdır” diyorlar. Böylece dünyada 30 yıl olan “orta gelir tuzağı”nda bekleme süresi 12-14 yıl kısaltılmış olacaktır. Mesela halen ihracatımızda bir kilogramın fiyatı 1,3 dolar iken, bir teknolojik ürünün satılması ile bu rakam 23 dolar olmaktadır. Artış 17 kat. Geçen aylarda Katar’da düzenlenen ve Türkiye’nin başarı ile temsil edildiği fuardaki bağlantılara bakarsak konu daha bir netleşir.

Şimdi işin bir de depolama teknolojisi var. Ancak Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın anlatımında sanki o konuda rahat olun der gibi bir ifade sezinleniyordu. Tabi biraz ketum olmak iyidir. Malum; kurtlar sofrasından ülkenizi doyuracak nesneleri kurtarmaya çalışıyorsunuz. Bakana göre fiyat uygun, araba lüks. İç Pazar bu işe çok hazır, komşuların pazarları iştahlı. Yani hangimiz milli otomobile hayır deriz. Hayır diyenlere ne diyeceğiz diyorsunuz değil mi? Müzik kutusuna parayı kim atarsa istediği parçayı o çaldırmıyor mu? İşte bunların da % 80’i böyle.

Eğer bu ve benzeri girişimlerde başarı sağlanırsa ülkenin milli geliri birkaç misli artar ve fert başına gelir de 25.000 doların üstüne çıkar. İşte bu noktada ikinci bir aşama başlar. Gelirin adil dağılımı nasıl olacak?

Bilindiği gibi bütün dünyada ve bu ülkede nüfusun % 60’ı yoksulluk sınırının altında bir gelirle yaşamak zorunda. Malum kabul edilmiş bir kritere göre kişi günlük olarak 4,7 dolardan az kazanırsa yoksulluk sınırının altında demektir. Dört kişilik bir ailede günlük kazancın 4,7*4=18,80 dolar, aylık kazancın da 18,80*30=565 dolar olması gerekiyor. Bizim paramızla da aylık 1400 liranın altında olmaması gerekmektedir. Siyasilerimizin 1300 ve yukarısı olan asgari ücret teklifleri mevcut durumdan daha iyi elbette.

Bazılarının aç gözlülüğü ve merhametsiz davranışları yüzünden dünyanın 2/7 si açlık sınırının altında, 1/7 si de yoksulluk sınırının altında. Tabi istatistikler ve tablo vahim bir duruma işaret etmektedir. Ne güzel söylemiş Yunus; “yaprağı, dertli için derman olan, gölgesinde çok kademler işlenen” ağaç misali olmalı insan.

NEVZAT ÜLGER

Yorum yaz

Your email address will not be published. Required fields are marked *